08-18-2008, 03:57 PM
|
#3 |
| Süper Moderator
Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: İzmir
Mesajlar: 1.939
Tecrübe Puanı: 4  | Cevap: Komşumuz Kafkasya'da Neler Oluyor ? Kafkasya’da neler oluyor? Namık Kemal Zeybek Radikal Gazetesi Bir özel görüşmede rahmetli H. Aliyev anlatmıştı. Yıllarca SSCB Polit Bürosu’nda görev almış ve bütün sistemin başına geçmesine bir adım kalmış bir kişi olarak çok şey biliyordu. “Sovyetler vaktinde bir yere müdahale etmek için önce orada karışıklık çıkarılırdı.”
Aslında Cengiz Han da böyle yapardı. Yayılmacılığa, bölge veya dünya hâkimiyetine soyunmuş olan birçok gücün de yaptığı budur.
Gürcistan’ın başına geçirilen Saakaşvili işte bu fırsatı Rusya’ya verdi. Güney Osetya’ya girip Rus vatandaşlarını öldürmeye başladı.
Rusya, vatandaşlarını kurtarmak ve bölgedeki savaşı önlemek için bölge gücü olmaktan gelen yetkisini kullandı. Ve kullanıyor.
Rusya bu yetkisini nereden mi alıyor.
Gücünden elbette... Tıpkı Afganistan’a, Irak’a girenler gibi... Ya da Gürcistan’ın başındaki
E. Şwerdnadze’yi kaldırıp yerine para gücü ile Saakaşvili’yi getirenler gibi.
Hiç kuşkum yok. Gürcistan’ın başında Şwerdnadze olsaydı başına bu işler gelmezdi. Çünkü yetişmiş, bilgili ve deneyimli yöneticilerle yetiştirilmiş, az bilgili ve deneyimsiz yöneticiler arasındaki uçurum işte böyle günlerde açığa çıkar.
Şwerdnadze ile Türkiye hükümeti adına görüşmüştüm. Birçok konu yanında, Ahıska Türkleri’nin sürülüp çıkarıldıkları topraklarına geri getirilmelerini istemiştim, “İsteklerinde hakladırlar. Ancak içeride bazı sıkıntılarım var, bana biraz izin verin ortam uygun olduğunda gereğini yapacağım” demişti.
Gereğini yapmaya siyasi ömrü yetmedi.
Güçlü bir devlet adamı olduğu ağzından çıkan her cümleden besbelliydi.
Gürcistan’ın bugünkü başkanını, acılar içindeki bir hanım yurttaşı ne kadar iyi anlatıyor: “Ne kadar akıllıymışsın Saakaşvili!”
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker demişler. Akılsız başkanın cezasını da halkı çekiyor.
Kafkasya’da olan bitenlerin görünen kısmı bu. Daha derin kavramını anlamak için tek kutuplu dünyanın tek gücü olmaya çalışanın bakış açılarını kavramak gerekiyor. Brzezınskı “Büyük Santranç Tahtası” adlı kitabında durumu ortaya koymuştu: “Avrasya ya hâkim olunmazsa, dünya hâkimiyeti tehlikeye düşer. Avrasya da Amerika’dan başka bir güç oluşmamalıdır. Lider olması muhtemel devletlerden birincisi Rusya’dır. Bu önlenmelidir.”
Bu kitabı ve benzeri kitapları ve gelişmelerin kitabını Rusların da okuduğundan hiç kuşku yok. Üstelik kendi açılarından durumu onlar da yazıyor.
Rusya ne yapacak? Tek kutuplu dünyaya razı mı olacak? İkinci bir kutbun içinde mi yer alacak? Kendisi de bölgesinin kutbu mu olacak? Bu soruların karşılığı bugünlerde veriliyor. Kanla ve barutla... Olan insanlara oluyor...
Peki biz ne yapacağız? Yine öcülerle korkutulup bir yerlere mi yamanacağız, yoksa çok kutuplu dünyanın kutuplarından birini mi oluşturacağız. Herkesin saygı gösterdiği ve hakemliği ciddiye alınan bir ülke olmakta var, birilerinin yedek gücü sayılıp karşıtlarının hedef tahtasına konulmakta...
Rusya da sayıları 25 milyon olan Türkleri ve Müslümanları, Rusya ile aramızda ebedi karşıtlık sebebi olarak görmek de var, dostluk köprüsü yaparak onlarla yakın ilişki kurmak da.
Türk Cumhuriyetleri ve bölge ülkelerinde Rusya ile ortak olmak da var, hasım olmak da... Atlantik ile de, Avrupa ile de, Asya ile de, İslam dünyası ile de, dünyanın bütün ülkeleriyle de akılcı, dengeli ilişkiler kurmak da var; Saakaşvili gibi başkalarının uydusu olup, onları kendisine uydu yaptığını sanıp, halkının başını belaya sokmakta var.
Yani, ince iştir devlet adamlığı... Sözgelimi 4 binden çok kitabı hazmederek okuyan ve
hayatı okuyan Atatürk olmak mümkün olmasa da onun yolunu ve çizgisini izlemekte mümkün değil mi? Hedefler, ilkeler, ülküler, amaçlar ile gerçekler arasında en uygun dengeyi kurarak, akıl ve bilim yolundan sapmadan. |
| |