| BURASI ERİVAN RADYOSU BURASI ERİVAN RADYOSU kenanbasaran@birgun.net Erivan, Doğulular ve de Güneydoğulular için her şeyden evvel radyo demektir. Memleket yıllarca “Kürtçe yayın olsun mu olmasın mı” diye tartışırken, Egelilerin Yunan adalarından kopup gelen radyo dalgaları eşliğinde sirtaki yapıp rebetiko söylemeleri misali doğulular da Erivan’dan gelen dalgalardan dengbejleri dinlediler; sessizce ve gizlice...
Çocuktum, bugünden hatırladığım sadece akşam geç saatlerde, “o saat”in uzun uzun beklendiğiydi. Ve “o beklenen saat” gelip çattığında ise herkes çıt çıkarmadan, dini bir ayindeymişçesine uzak diyarlardan gelen kendi dilindeki türküleri dinlerdi.
İnsanların “lâl” edildikleri o yıllarda bile, sınırları tanımayan ses dalgaları dağları taşları yardığı gibi, siyasetin yasak duvarlarını da delip geliyordu.
Ama kendi dilimizde söylediğimiz türküler “dışarıdan” evimize girerken, aynı zaman diliminde TRT’de Türkçeleştirilmiş olarak söylenip çalınmaya devam etti; hiçbir şey olmamış gibi...
Sonra o insanlar, televizyon ekranlarından görmek ve duymak istedi türkülerini ve türkücülerini... Bu talep de “ses” bulmadı. Ama nasıl ki insanlar kulaklarını yıllar önce uzaklara; gökyüzünden gelen dalgalara çevirdiyseler bu defa da öyle oldu. Sadece kulaklara nispet edercesine çanaklar çevirildi oralara. TRT’ye “uymayan” o türküleri söyleyenlerin yüzleri, “uydu”dan gelip girmişti evlere...
Bugün Erivan’dan yine bir ses ve görüntü bekliyoruz. Dostluk sesleri, barış görüntüleri...
Üstelik futbol vesilesiyle. Futbola siyaset karıştırılmasın diyenlerin boylarından büyük bir yalan söyledikleri malumdur. Siyaset ve futbol hep birbirine karıştı; dünyanın her yanında.
Ermenistan ile Türkiye, futbolda A Milli Takım düzeyinde ilk kez karşı karşıya geliyor.
Bu akşamki maç “Dünya Kupası eleme maçı”ndan öte bir anlam taşıyor. Bu akşamki maç, 100 yıllık “önyargıların elenmesi” için küçük bir vesile demek.
Bu akşam futbol topu ağlara gittiğinde verilecek tepkiler, ya önyargıları kırmak için bir umut verecek veyahut daha da keskinleştirecek... Elbette tarihin ağır yükünü meşin yuvarlağın sırtına verip, “haydi dön dünya misali” demek hakça ve akıllıca değil. Yüzyüze bakmak ve konuşmak için sadece bir bahanedir futbol topu.
Çocukluğumda beynime işlenmiş güzel seslerin kaynağı Erivan’dan yine güzel sesler ve de görüntüler bekliyorum. “Üst düzey” yetkililerden hiçbir birşey umduğum yok benim. Bilakis ne varsa insaniyet namına kayda düşülecek o akşam, “tribün milleti”nden gelecektir.
Umarım ki “sahalarımızda görmek isteyeceğimiz” şeyler olur...
Beri yanda “Hepimiz Hrantız” diye pankart açanların da orada olmasını isterdim. Bunları söylemek için illa ölmek mi lazım. Neden yalnızca cenazelerin arkasında cesur oluruz...
“Erivan’da hepimiz kardeşiz” pankartı açılamaz mıydı acaba diye düşünmeden edemiyorum; elbet geç kalmış olarak.
Şu futbol denen oyunu hepimiz çok seviyoruz. Yıllarca itiraf etmesek de bu böyleydi. O halde mahcubiyetin manası nedir? Fena halde hayata benzetilen bu yeşil sahalar neden boş bırakılır, “tek kimlik”çilere...
Bu akşamda Erivan’dan dostluk ve barışa dair ses ve görüntüler gelmezse yazık olacak. Hem bugüne hem de düne.
Gelmezse o sesler ve görüntüler ne mi olur? Bu ayın sonlarına doğru doğuya gideceğim. Kimbilir belki yine o dengbejlerin sesini duyarım Erivan Radyosu’ndan. Bir nebze teselli bulurum ama kanabilir miyim eskisi gibi, bilemiyorum... |