| |
09-07-2008, 12:06 AM
|
#1 | | Süper Moderator
Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: İzmir
Mesajlar: 1.896
Tecrübe Puanı: 3  | EMEK DÜNYASI EMEK DÜNYASI İhsan Çaralan-caralan@evrensel.net Ziyaretin ne amaçla yapıldığı daha önemli
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bugün Ermenistan’da olacak.
Gül, iki ülkenin futbol milli takımları arasında yapılacak bir karşılaşma vesilesiyle Ermenistan’a gidiyor. Ama burada “maç bahane”; asıl amaç, Ermenistan’la kronikleşmiş bulunan “ilişkisizlik” sorununa son verecek bir girişim. Böyle olunca da, iki ülkede de milliyetçi odaklar ayağa kalktı. Türkiye’de CHP ve MHP merkezli olarak Gül’e tepkiler gelirken Ermenistan’da da milliyetçi Taşnak Partisi önderliğinde protestolar yükseliyor. Gül’ün Ermenistan’a varışıyla birlikte de protestocuların sokaklara döküleceği belirtiliyor.
Türkiye’deki milliyetçilere bakarsanız; Türkiye böylece, dost ve kardeş Azerbaycan’ı da arkadan hançerlemiş oluyor. Ama gerçek böyle değil. Çünkü Azerbaycan Ermenistan’la Karabağ sorununu yıllardır görüşüyor ve karşılıklı resmi heyetler gelip gidiyor, Azerbaycan cumhurbaşkanı Ermenistan cumhurbaşkanıyla sıkça bir araya geliyor. Türkiye ise sınırı bile kapatmış bulunuyor. (Azerbaycan’da da Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin sürgit bugünkü gibi olmasını isteyen milliyetçi çevreler vardır.)
Burada asıl olan “Azerbaycan dostluğu” filan değil, Türkiye’nin egemenlerinin, Anadolu kökenli Müslüman olmayan halkları (Ermeniler, Rumlar, Süryaniler) bir “tehdit unsuru” olarak gören yüz yıllık (hatta daha eski) politikası. Dün Ahmet Yaşaroğlu’nun yazısında sorunun bu yanına da işaret ediliyordu.
Bugün hükümet partisi olan AKP, Müslüman olmayan halklara düşmanca yaklaşan bir inanç ve kültürden geliyor. Dolayısıyla da AKP, Ermenistan’la dostluktan çok düşmanlığa yatkın “genlere” sahiptir. Ancak AKP Hükümeti, bir yandan bugün gelinen yerde; “anlamsız bir inat”, bir “çıkmaz”a sürüklenilmiş olduğunu görerek, öte yandan ABD ve AB’den gelen baskılardan dolayı Ermenistan’la ilişkileri yumuşatmak için “kerhen” (“Biz bir adım atalım da Ermenistan bir sorun çıkarır nasıl olsa” dercesine) bir adım atmış görünüyor.
Dahası, karşısında da CHP ve MHP gibi şoven, milliyetçi, kendi varlıklarını diğer halkları “tehdit olarak görme” üstüne oturtmuş bir muhalefet olunca, bu “kerhen” adım bile “barış için AKP önemli bir inisiyatif kullanıyor” havası yaratıyor. Gerçekte AKP Hükümeti’nin bu adımı nereye kadar ve nasıl götüreceği ise çok şüphelidir. Daha ilk tepkilerde Ermenistan’a maç seyretmeye gidecek olan 30 milletvekiline Erdoğan’ın yasak koyması bile, hükümetin attığı adımda ne kadar kararsız olduğunun göstergesi oldu.
Bugün dünyanın hali; her şeyden önce Türkiye’nin bölgedeki halklarla (Arap, İran, Gürcü, Ermeni, Azeri, Kürt) tam bir dostluk, “kendi kaderini tayin hakkı” temelinde, demokratik ilkeler üstüne oturmuş ilişkileri zorunlu kılmaktadır. Bunun için de Türkiye’nin Ermenistan sınırını koşulsuz olarak açması, iki ülke halkları ve ülkeler arasında sportif, ticari, kültürel, turistik ilişkilerin geliştirilmesi; aydınların, kültür adamlarının karşılıklı olarak ilişkiler geliştirmesinin önünün açılması, bir ilerleme için belirleyici önemdedir. Yoksa sadece; “yüksek diplomasi” sınırları içinde karşılıklı ilişkileri “iyileştirme”, halklar için her zaman olumlu sonuçlar doğurmamaktadır.
Öte yandan Gürcistan-Rusya çatışmasından sonra Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin daha da önem kazandığı ortadadır. Çünkü Türkiye, Rusya’ya karşı Gürcistan’ın safına düşerek, Rusya’nın hedefi haline gelirken, Rusya ile sıkı ekonomik, diplomatik ve askeri ilişkiler içindeki Ermenistan’la da gerginliği sürdürmesi, Türkiye’nin Kafkasya’da “NATO’nun Truva atı” olduğu suçlamalarına güç kazandıracaktır. Bu saptama, AB ve ABD’nin Türkiye’yi Ermenistan’la daha yakın ilişki kurmaya teşvik ettiği göz önüne alınınca doğru gibi görünmez. Ama gerçek şudur ki, Batılılar Türkiye’nin sadece Ermenistan’la ilişki kurmasını değil, bu ilişkiyi ve Kafkasya’daki rolünü onların istediği gibi sürdürmesini istiyor. Türkiye’nin halklarının çıkarı ise bölgedeki, özellikle Batı kaynaklı emperyalist müdahaleleri önlemenin bir mihrakını oluşturma bakımından önemlidir. Bu nedenledir ki sadece Ermenistan’ı ziyaret ediyor olmak, hatta Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleştirilmesi elbette bir şeydir, ama eğer Türkiye bu ilişkileri, Kafkasya’da ABD’nin, NATO’nun sözcüsü olmaya tahvil ederse, Türkiye’nin Ermenistan ile “iyi ilişkiler” kurmasından halklar için beklenen iyi sonuçların elde edilmesi mümkün olmaz.
Türkiye’nin demokrasi güçleri bu açıdan elbette kendi yükümlülüklerini de görmek, Türkiye’nin Kafkasya’da emperyalist mihrakların uzantısı rolü oynamasına izin vermeyen bir mücadele yürütmek durumundadırlar. Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin halkların lehine gelişmesinin şartı da budur. |
| |
09-07-2008, 12:21 AM
|
#2 | | Süper Moderator
Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: İzmir
Mesajlar: 1.896
Tecrübe Puanı: 3  | Cevap: EMEK DÜNYASI DURUM Ahmet Yaşaroğlu-ahmetyasaroglu@gmail.com Ulus devlet! Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ordudaki devir teslim törenlerinde, paşalar tarafından öne çıkarılan konuların biriside, ulus devlet sorunu oldu. Ulus devlet sorunu zaten sürekli tartışılan bir konu olduğu için, dikkatler yeniden buraya yöneldi. Ne de olsa ulus devlet konusunda ülkenin en yetkili ağızları konuşuyordu ve onların bu meselede sadece konuşmadıklarını, zaman zaman “gereğini” de yaptıklarını, oradan verilen mesajların ülke politikası açısından son derece önemli olacağını, bu ülkede yaşayan hemen hemen herkes bildiğinden, bu konunun dikkatle takip edilmesinden daha doğal bir şey olamazdı.
Ulus devlet sorunu elbette salt akademik bir tartışmanın konusu değil. Bu nedenle ulus devletin ne olduğundan ziyade, devleti yönetenlerin ulus devletten ne anladıkları da son derece önemli. Onlara göre bugün Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlettir ve böyle devam etmek zorundadır. Cumhuriyetin diğer olmazsa olmazları da üniterlik ve laikliktir. Sorun geniş anlamda devlet kurmuş ulusların varlığı ve devletlerin sorunu ise elbette bugün dünyada pek çok “ulus devlet” bulunmaktadır. Bu devletlerin ekonomilerini IMF’ye, politikalarını AB ya da ABD’ye veya bir başka büyük devlete bağlamaları böylesi “ulus devletlere” halel getirmez vb. Yeter ki elleri altında hükmedebilecekleri, üzerinde istedikleri gibi at sürebilecekleri bir ulus olsun! Bunlara kısaca yeniden döneceğiz, ancak önce paşalarımızın söylediklerine bir göz atalım.
Örneğin yeni Genelkurmay Başkanı Başbuğ, “Bugün küreselleşmenin bazı baş aktörleri de, küreselleşmenin olumsuzluklarına karşı koymak için kendi ulusal yapılarını korumaya ve güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu durumun ABD’de ve AB’ye üye ülkeler arasında da yaşandığını görmezden gelemeyiz... Küreselleşmeye toptan karşı çıkmak gerçekçi değil. Önemli olan ulusal devlete zarar vermeden küreselleşmenin içinde yer almaktır. ABD bunu çok iyi yerine getiriyor. ‘Küresel düşün, ulusal hareket et’ düşüncesi önemlidir... Önemli düşünürlerden Habermas’ın ‘Uluslar üstü kuruluşların oluşturduğu uluslararası sahnede ve küresel oyuncular arasında ulus devletler hâlâ en önemli oyunculardır’ şeklindeki ifadesi, ulus devletlerin önemini doğrulamaktadır...
“Ulus devlet yapımızın temelinde vatandaşlık düşüncesi vardır... Devlet içinde entelektüel tartışmaların yapılabilir olması, devleti ayakta tutan unsurların tartışmaya açılması anlamına gelmez... Bölücü terör hareketinin temelinde etnik milliyetçilik vardır... Bu görüş, ulus devlet yapısını hedef almaktadır. Her konuyu tartışabilme özgürlüğü, devletlerin varlığını riske sokacak konuları içermez” demektedir.
Yeni Genelkurmay başkanı kısa bir dünya turu atıyor ve sonunda asıl meramına geliyor; yani Kürt sorununa. Bu nedenle “ulus devlet” bugünkü statüko ve bu statüko kesinlikle bozulmamalı! Önce birkaç hatırlatma yapmak gerekir. ABD, AB’nin büyük devletleri -Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya vb- için “ulus devlet” 19. yüzyılın sonunda kalmış bir gerçekliktir. Feodal parçalanmışlıklara son vermişler, ulusal pazarı birleştirmişler, kendi uluslarını inşa etmişlerdir. Bu devletlerin ulus adına kendi ülke sınırları içinde yapacakları bir şey kalmamış, diğer ulusları sömürmek ve bağımlı kılmak üzere emperyalist politikalara yönelmişlerdir.
Bu nedenle devletleri de artık tarihteki “ulusal devletler” değil, emperyalist devlettir. Ulus adına değil, dev emperyalist tekellerin çıkarları uğruna dünyanın her tarafını kana ve gözyaşına boğmaktadırlar. Şurada petrol için, orada doğal gaz için, öbür tarafta altın vb. için, diğer bir tarafta diğer başka çıkarlar için... Ulusa bunları örnek göstermek, onların bu çıkarları uğruna onlara uşaklık yapabiliriz anlamından başka bir şeyi ifade etmemektedir. Böyle bir ulus devlet savunucusunun, “küresel düşünme” gereği, onların ülkenin ekonomisine, siyasetine egemen olmasından bir şikayeti yoktur. Çünkü savunulan “ulusal devlet” değil, sadece bağımlı bir devlettir. Bu durumda her nasılsa bir devletimiz olsun, halkın üzerinde at koşturalım demek daha gerçekçi değil mi?
Kürt sorununa gelince; Kürtler demokratik ve eşit haklar talep ediyorlar. Kürt siyasetinde etkin olan parti ve kişiler en azından bugüne kadar farklı bir devlet kurma talebini ileri sürmediler. Soruna Kürt halkının talepleri noktasından bakıldığında, istenenin demokratik ve eşit koşullara sahip olmak olduğu rahatlıkla görülebilmektedir. Ama devleti yöneten işbirlikçi egemen sınıflar ne diyor; ‘IMF’ye, NATO’ya, ABD’ye, AB’ye gücümüz yetmez, onlara karşı ulusal devleti savunamayız ama Kürtlere gücümüz yeter, ulus devleti onlara karşı savunabiliriz’ diyorlar.
Bu durumda savunulan ulus devlet olmuyor, büyük emperyalist devletlerin bölgedeki çıkarlarını savunan uşak devlet oluyor. Kuşkusuz ulus devletler henüz tarih olmamıştır. Ama ulusun onu bağımsızlık temeli üzerinde yeniden kurması, demokrasi ve özgürlüğü kazanması gerekiyor. Bugün ulus devlet olmanın yolu emperyalizme kafa tutmaktan; ekonomik, politik, askeri vb. bağımlılıktan kurtulmaktan geçiyor. Gerisi sadece boş laftan değil, bu bağımlılığı saklamaktan ve halka kabul ettirme çabasından başka bir şey değildir.
Konu Vahdettin Yılmaz tarafından (09-07-2008 Saat 12:24 AM ) değiştirilmiştir..
|
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:30 PM . | |