| ![]() | Gelişmiş Arama |
| | #1 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Şair Nurullah Genç HAYATI 1960 Horasan doğumlu.1979'da Erzurum Üniversitesi'ne başladı.1983 de İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. Ertesi yıl aynı üniversitede asistan,1990'da doktor,1995'te doçent oldu. Şiir ve roman dalında çeşitli ödüller sahibi. Onun tanınmasını sağlayan 1990 TDV Naât-ı Şerif Büyük Ödülü. ESERLERİ Çiçekler Üşümesin Nuyageva Yankı ve Hüzün Aşkım İsyanımdır Benim Siyah Gözlerine Beni de Götür Yanılgı Saatleri Rüveyda (3 Kitabın Seçmesi) Yağmur (Seçme Şiirler) Kaynak:Antoloji.com |
|
| Sponsored Links |
| | #2 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç Ay Anam İçimi sardığında her dikenli kördüğüm Kimdi, ilk baktığımda aynalarda gördüğüm Kimdi bahçemde mahrem çiçeklerle büyüyen Gecelerimde durup gündüzümde yürüyen Gözleri toprağımda gül kokulu bir nehir Bakışları güneşi arayan pervanedir Ey ışığı ruhumda filizlenen ay Anam Kendi karanlığımda kaybolmuşum vay anam Yolcuysam, yollarımda gülücüğün saklıdır Çehrene ram olanlar Karanî dudaklıdır Mecnun yüzlü bir vaha, avuçlarında çile Gölgende taşıyorsun beni rüyada bile Bir bak yurduma, nasıl devrilmiş yere dağlar Her köşede bir masal, eski bir ninni ağlar Feryadımı kanayan bulutlardan duy Anam İhanet kurşunuyla vurulmuşum vay anam Unutsam da ıstırap denizlerinde seni Her an dualarınla kuşatıyorsun beni Bazen damarlarıma dokunuyor martılar Bazen kafatasımla oynuyor karartılar Boynumu bükenlerin dergâhına varmışım Cellâdıma bin yılın baharını vermişim Sadak boş; ok kırılmış; parçalanmış yay, Anam Şahmerana küsmüşüm, darılmışım vay anam O bembeyaz örtünün her mevsim burçlarında En derin fırtınalar gizlidir saçlarında Hangi serseri baksa hicabına ansızın Binlerce şimşek olur taşlara vuran sızın Senin yitik yılların ömrümün mehtabıdır Bir uzan da, üstüme çöken dağları kaldır Bebeğini yeniden beşiğine koy Anam Dört yanımdan devlerle sarılmışım vay anam Diyarında şakayık bulduğumuz günleri Hatıralara gömüp çoğaltmışız kinleri Her birimiz uzakta yaralı gezginleriz Doruklara bakarken kuyuları dinleriz Elimizden tutanın gönlü siyah, kalbi loş Kapımızı kıranlar penceremizde sarhoş Yeniden o cihangir elbiseni giy Anam Zehirli çeşmelerde durulmuşum vay anam Ayrılıklar çekse de ayağımdan, tutarsın Şefkatinle büyüyen çiğdemlere katarsın Her damlası hüzündür alnımdan sızan terin Biliyorum; silecek o cefakâr ellerin Kıtalar ötesinden gelse de bahtıma güz Ne yetim kalacağım yüreğinde, ne öksüz Beni artık dirilen bir şehzade say Anam Sanma ki tükenmişim, yorulmuşum vay anam Nurullah GENÇ |
|
| | #3 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç Babalar Güzeline Mersiye Gittin; dünya bir kafes, devâ mahpus, söz ketum Gittin; çekildi suyu can nehrinin; kaldı kum Doruklarda bahardın, derinde servi boylu Muhabbet savaşçısı, yiğit, cihangir soylu Göklere yönelirdin gece gündüz, susardın Zamana defineler verip mekânı sardın Bu gün hüznün hayale kuyu kazdığı gündür Bu gün kederden sabrın bile bezdiği gündür Yetim kalmış çiçekler sana meftun bakardı Yuvanda gülkurusu bakışların kokardı Tenhada çoğaltırdın gözlerini kimsesiz Gözlerin başkaları için ağlardı sessiz Bereket dağıtırdın çocukların kalbine Sonbaharına erip döndürüldün Rabbine Bu gün ötenin bir dost eli sezdiği gündür Bu gün samanyolunda aşkın gezdiği gündür Kör bakmayı bilmezdin; özde ruhun yanardı Rüzgâr, yağmur ve güneş seni meczup sanardı Şimdi yansın kapılar, pencereler kırılsın Vadiyi sel götürsün, dağ ikiye yarılsın Öncü bir kıyametten geçtiğin ândı ölüm Sen rüyadan uyandın; senden uyandı ölüm Bu gün kardelenlere kanın sızdığı gündür Zamanın ezberini yine bozduğu gündür Ân gelir, seni nâçâr kılan dert nîran olur Alıcı kuşlar gibi vurulup vîran olur Yedi iklimden sorar düşlerini yârenler Buhurdanlıkta taşır hâtıranı erenler Kırlangıç yuva yapsın şimdi lâlezarına Erguvan tohumları ekildi mezarına Bu gün kovulmuşların katran süzdüğü gündür Bu gün toprağın alevleri üzdüğü gündür Bu mezar taşı kime ne söylüyor; bu yıldız Bu gök, yaralı bulut, çâresizlik; bu ıssız Ülkenin hangi dağı, ovası şimdi benim Seninle sessizliğin koynuna girdi tenim Âh kırılan ellerim, ah çürüyen kanlı göz Bir cefâ girdabında dalgalanıp yandı öz Bu gün fırçanın kalbe diken çizdiği gündür Matemin bir şairi lif lif çözdüğü gündür Her yüzde bir tebessüm oluyor filizlerin Haramilerde bile ışıldıyor izlerin Nâm yurdunda gölgeydin, merhamet burcunda dev Sokak garip; münzevi bir rüyada şimdi ev Hicrana varan yolun her köşesinde serap Şehir şehir ürperiş, ülke ülke ıstırap Bu gün bir kelebeği dağın ezdiği gündür Bu gün kalemin “eyvah” diye yazdığı gündür Nurullah GENÇ |
|
| | #4 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç Aşkım İsyandır Benim yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi dağıt kalbini saran hasret bulutlarını parlasın gözlerinde sonsuzluk usaresi dalgınlık evlerinin en güzel melikesi sevemem, tozlu raflar arasına girmeden çöllerim kandır benim sevemem, karanlığı bir daha devirmeden aşkım isyandır benim Nurullah Genç |
|
| | #5 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç Babası Ölünce Şairin Gökler yıkılmış, can dağlarına kar yağmıştır Güneş ansızın infilâk edip kararmıştır Ruh nâlândır akşamleyin göğüs kafesinde Nasıl da handândı bir bayram arifesinde Bir rüyadan uyanmış, ferahfezadır şimdi Bilmezsiniz, yâr burcundaki o yiğit kimdi Bakışları neden öylesine parlıyordu Çektirdiği son fotoğrafında ağlıyordu Bir vedâ iklimiydi gözlerinden yayılan Belki O’dur, aşkıyla ölüp şehîd sayılan Ömrünce dünya için ne şikâyet, ne bir âh Peygamber çiçekleri kokan yolcu: Seyfullah Bir ömür kutlu bahçelerde gezinip durdu Yüreğimi sonsuzluğun rengiyle doldurdu Gidince, çöktü birden muhayyel saraylarım İntizara gömülecek günlerim, aylarım Sesinin yankısı var hâlâ kulaklarımda Sevdiği sözler kıvranıyor dudaklarımda Hasret yakacak yurdumu yıllar yılı artık Emanetini bir gül gibi kabrine bıraktık Nurullah Genç |
|
| | #6 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç Yağmur Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin arasına dikilir yesil bayrak Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden Beyazlik dokunmuştur gecenin siyahina Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri Paramparça, ateşler sahinin hayalleri Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü Katil sinekler deldi hicabın perdesini İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin Ebedi aşka giden esrarlı yollarında Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü On asırlık ocağın savururdum külünü Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü Badiye yaylasında koklasaydım izini Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar Seninle yıkasaydım acılar dehlizini Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Haritanın en beyaz noktasına kan düştü Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi Hakların temeline sanki bir volkan düştü Firakınla kavrulur çölde kum taneleri Ahuların içinde sevdan akkor gibidir Erdemin, bereketin doldurur haneleri Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir Şemsiyesi altında yürürsün bulutların Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların Devlerin esrarını aynalara sorsaydım Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından Madeni arzuların ardında seyre daldım Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini Senin için görülen bir düş de ben olsaydim Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır Sesini duymayanlar girdabında boğulur Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin Saatlerin ardında hep kendimi aradim Bir melal zincirine takıldı parmaklarım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin Mekanın fırçasında solmayan resim senin Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü İniltiler geliyor doğudan ve batıdan Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın Nazarın ok misali karanlıkları deler Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü Nefsinle yeniden çizilecek desenler Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler Anneler çocuklara hep seni içirecek Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Nurullah Genç Konu Nurettin Önalan tarafından (07-01-2009 Saat 01:11 PM ) değiştirilmiştir. |
|
| | #7 |
| Süper Moderator Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Çiğli/İzmirYaş: 40 Mesajlar: 1.873 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç İÇİM İÇİME SIĞMIYOR Havanın dumanlı Vaktin dar olduğu bir zamanda Bu sözü bir gül gibi bıraktın yüreğime: “İçim içime sığmıyor! .” Şimdi sana dairim Ölesiye tutkulu Ölesiye şairim Tarihe gömüyorum acıyı ve ölümü Yenilgiyi zafer şarkılarına Çünkü sen geldin; kumrular geldi İçim içime sığmıyor Umurumda mı sanki ayrılık trenleri Ay tutulması, rasathaneler Aşkın değerini düşüren darphaneler Başbakanın Amerika evleri Umurumda mı sanki Sen geldin; çöllere yağmurlar geldi Bana göre değil Küba’nın çiçekleri Yeni bir skandal senaryosunda Şaşkın bir İngiliz prensesinin Yıkılan hayalleri Bana göre değil kavga Uygarlığın kriz noktalarında Gurbet kokan bir hayatım var benim 93 harbinden kalma sokaklarında İkindi sonrası sirenler çalar Eritir dağların kirli karını Susuz bir denizde hırçın dalgalar Deler karanlığın kulak zarını Sen geldin; vefakâr duygular geldi Yakamozlar oynaşıyor sularda Benim de sırlara ermek çağımdır Buzlar vadisinde bir gelin, sevda Sevda benim özgül ağırlığımdır Sen geldin; güvertelere Umut yükleyip boşaltan gemilerin Hindistan cevizi kırdığı kırdığı limanlarda Ermiş kaptanlara muhabbet duyan Meczup tayfalar geldi İçim içime sığmıyor Çünkü hem sen geldin; hem bahar geldi NURULLAH GENÇ/ Rüveyda’dan Nurullah Genç |
|
| | #8 |
| Kıdemli Üye Üyelik tarihi: Oct 2008 Bulunduğu yer: muğla..fethiye Mesajlar: 214 ![]() | Cevap: Şair Nurullah Genç Sevgili nurettin abi... Böğle değerli bir insanı ve şairi eserleriyle buraya taşıyıp bizlerle paylaştığın için içten teşekürlerimi sunarım.İsmini duymuştum ama şiirlerini hiç okumamıştım.Gerçekten etkilendim çok güzel şiirleri varmış.Sevgiyle kal. 01 temmuz 2009 ENGİN YILMAZ |
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |