09-15-2007, 12:45 AM
|
#1 |
| Süper Moderator
Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: İzmir
Mesajlar: 1.943
Tecrübe Puanı: 4  | İnsanlık Bu Ablukayı Dağıtacak NOT : Aşağıdaki kagizman . net yazısına tıklayarak diğer yazılarıma ulaşabilirsiniz. http://www.kagizman.net/kendi-yazdik...veriyorum.html İnsanlık Bu Ablukayı Dağıtacak
Onları gözlerinden de tanıyabilirsiniz.Büyük marketlerde her zaman misafirdirler.İlk önce karpuzla başlarlar alışverişe..İtinayla yerleştirirler poşete ve ellerinden düşürüp başlarına bela almamak için karı koca birlikte indirirler eşya arabasına.O an yüreğinizden bir yolculuk başlar.Yere düşen bir karpuzun sarstığı bütçelere doğru.Şanslarına tekerleği bozuk eşya arabası çıkar.Değiştirmeye utanırlar.İttikçe direnir tekerlekler.Acemi sürücüsünü anlayan at gibidir artık o ruhsuz araba.Market ne kadar büyük,süper,hiper olursa olsun,onlar mahalle bakkalından tanıdıkları eşyaların etrafında dolanırlar.O bakkaldan tanımadıkları her eşya yanına yaklaşılınca ellerine kalacakmış gibi yabancı gelir onlara.Daha önce görmedikleri renkte bir kutu kibritte olabilir bu.Gişe memurlarının korkulu rüyasıdırlar.Bir nefeste biten kredi kartı limitlerine göre alışverişlerini denkleştirmek her memurun becereceği iş değildir.Kimi acıyarak bakar,kimi ‘ senin buralarda işin ne’ edasıyla bakar,kimi de geçmişteki yoksulluğunu bir türlü gizleyemeyen bugünkü zenginliğinin tebessümüyle.Ama herkes sadece bakar.Bakmayla da kalmaz,kendi hâline de kocaman bir şükür çıkarır bu bakıştan.
Menziline ulaşamayan suların kaynağı cılız olur.Bazen hafif nemliliği takip ederek ince bir şırıltıya varabilirsiniz.Avucunuzu doldurup kana kana su içmeniz için epey sabırlı olmanız gerek.Onlar için buz pistinde yürümek kadar tehlikeli olan bu marketlere gelmek acaba sadece bir özenti mi?Nedir onları ayda üç liralık tasarruflarla buraya iten duygu ?Acaba bu üç liralık birikimi filan bankaya yatırırken nasıl bakmıştır oradaki memur?Deli mi diye gülmüş müdür? Saniyede milyonları saymaya aşina bu el çok mu korkmuştur hayattan ? Akşama evine gittiğinde var olan her şeyine sıkı sıkıya sarılmasına mı sebep olmuştur o gün yaşadıkları? Birilerinin ölüm sınırında dolaşması,başka birilerini yaşama mı bağlıyor ?Komşusuna teslim ettiği çocuklarının utangaçlığa boyun eğip bir köşeye oturarak onun gelişini beklemelerinden edindiği zamanı,başkalarının evlerini temizleyerek onların çocuklarının sağlığına mı devrediyor ?Temizlik paralarından arta kalan üç lirayı o bankaya yatırıp dönerken geleceğiyle ilgili nasıl düşler kuruyor acaba ?Çocuklarını komşusundan bugünde sağ salim almanın sevinci var ya,borsayı hallaç pamuğu gibi savurup hesabını şişiren o adamın hiçbir zaman ulaşamayacağı bir sevinçtir bu.
Oruç olmasının açlığından gelen duyguyla yarın kıtlık kopacak gibi alışverişe yüklenenler ise onu hiç mi hiç fark etmediler.Nefsin terbiye edilmesi için farz kılınmış bir görev,nefsin ahlaksızlaştırılması için ancak bu kadar kötüye kullanılır.Holdinglerin,kartellerin ‘kumuşun açsa sen tok uyuyamazsın ‘ diye bir derdi yok.Hatta onlar birinin açlığı,diğerinin tokluğudur düsturu üzerine kurmuşlardır dünyalarını.Peki oruç tuttuğu hâlde talan kültürüyle her şeye saldıran bu aç gözlülük neden oruç tutar inanın bir türlü anlayamıyorum bunu.Ramazan ayındaki mutfak masrafları,ramazan öncesi ayların üç dört katına çıkıyorsa, soruyorum size ey ülkemin saf ve temiz Müslümanları,yahu bunlar kime caka satıyor ? Yere düşen bir karpuzun maddi değerini başına bela sayan bir yoksulluk kimin yanı başında ?
Dün çocuklarını gördüm.Komşusuna teslim edememiş.Çocuklar parkta ama kocaman parkta çöp bidonuna yakın bir yerde oturuyorlar.Sekiz yaşında bir abla,üç ve beş yaşlarında bu ablaya teslim edilmiş altı karagöz.İnsan olduğuna sadece dik yürüyüşüyle kanaat getireceğimiz biri homurdu yor çocukların yanından geçerken.Neymiş efendim,duygu sömürüsünün bu kadarı olmazmış.Çocukları dilendiriyorlarmış da illah ki çöpün dibine oturtmaya ne lüzum varmış.Ya çocuklar çöpe atılacak bir şeyler bekliyorsa…
Yokluk,kıtlık görmüş bazı yaşlı kadınların çöplerini atarken ‘bu çöplerden insanlar besleniyor’ uyarısını dikkate aldıklarını bilirim.Çok zarar görmemiş yemek artıklarını diğer çöplerden ayıran paketleri özenle yaptıklarını bilirim.Ama köpeklerinin dışkısını bu çöplere atanlar da bilirim.Çöp bidonunun yanında kıvrılmış iki kedi veya köpek yavrusuna ‘canım;cicim ‘ edebiyatını yapan iki yüzlülüğün aynı konumdaki insanlara nefretle bakıp geçmesi,oradaki manzarada kendi payının da olduğunun anımsatılmasının verdiği hırçınlık değil mi sizce de ?
Ümitsiz değilim.Amacım size de ümitsizlik bulaştırmak değil.Aksine çok ümitliyim.İnsanı onurda ve gururda eşitleyecek emek kardeşliğinin çok uzakta olmadığını biliyorum.Bugün birilerinin tokluğundan ve zevkinden arta kalanların sadaka cilalarıyla süslenip dağıtılması sadece yoksulların onur sorunu değildir.Bunu yapanların kârlarından sıkıntı duymadıklarının,hatta bunu ebedileştirdiklerinin de bir kez daha vurgulanmasıdır.Bunu tanrı adına yapanlar ise zenginliklerinin ve zevklerinin arta kalanlarıyla sevap kazandıklarını düşünenlerdir.İnançlı emekçiler bunların iki katlı tehlike olduğunu göreceklerdir.
İnsan onuru bu lekeyle yaşayamaz.
İnançlısı veya inançsızı hiç fark etmez,zulüm zulümdür.
Ama insanlık bu ablukayı dağıtacak.Eminim bundan…
Konu Vahdettin Yılmaz tarafından (07-12-2008 Saat 03:12 AM ) değiştirilmiştir..
|
| |