vBulletin Tema Arşivi Sorunsuz Hosting
Gelişmiş Arama

Forum İmza Yazdıklarımız Pano Sanat Edebiyat Kars-Kağızman Facebook
 

Geri git   Kağızman Forumları, Kağızman, Kars Kültür & Sanat & Edebiyat kendi yazdıklarımız Hayata Kırık Not Veriyorum Vahdettin Yılmaz


reklam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-24-2009, 09:43 PM   #1
Süper Moderator
Vahdettin Yılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 2.357
Tecrübe Puanı: 6
Vahdettin Yılmaz Yakında ünlü olacaktır.
Hemşeri Kitaplığı / Ümit Kaftancıoğlu



Hemşeri Kitaplığı / Ümit Kaftancıoğlu


Bundan önceki yazımda (Yöremiz Şiiri ve Eleştiri Geleneği) yöremiz edebiyatının düz yazı ayağının zayıf olduğunu ve bu duruma da yöremizin aşıklık geleneğinin sebep olduğunu belirtmiştim.Yöremiz şairlerinin büyük çoğunluğu aynı zamanda saz şairi de olduğu için süslenen, nağmeleşen sözlerde kusur aranmadığını, nağmenin o dönem yazılan çoğu şiirdeki derinlik ve biçim kusurlarını gizlediğini ve bundan dolayı da yöremiz şiirinde bir eleştiri geleneğinin uç veremediğini belirtmiştim.Tüm bunları belirtirken şiirin düz yazı türü metinlerden(Benim burada kastettiğim öykü ve romandır.) daha kolay yazılan bir edebi tür olduğunu asla söylemek istememiştim.Eleştiri geleneğinin oluşmaması şiir yazma çabasını zorlamadığı için şiir kolay yazılır ve çok tüketilir olmuş ve bu sebeple de edebiyatın diğer alanlarına kayış yaşanmamıştır.Geçen yazımdan bu özeti yaptıktan sonra çoktan beridir tasarladığım ‘Hemşeri Kitaplığı’ adıyla sizlere ulaşacağım yazılarıma başlamak istiyorum.

Eğer Dede Korkut’u hemşerimiz saymazsak 1927 doğumlu olan Dursun Akçam, 1934 doğumlu Ümit Kaftancıoğlu ve 1951 doğumlu Hasan Özkılıç sizlere eserlerini veya eserlerinden birini tanıtacağım öykü ve roman yazarları olacak.Tabi 1974 Ardahan doğumlu genç öykücümüz Faruk Duman’ı da unutmayacağım.Kurguladığım bu yazılara insan düşmanlarının aramızdan çekip aldığı kayayı delen bir incir gibi yoksulluğun ve yoksunluğun ta yüreğinden sökün etmiş Ümit Kaftancıoğlu ile başlamak istiyorum.Hani bir zamanlar öyküleri Türkiye Radyolarından verilen, programlarına “ Gahi Arzu, Gahi Leyla, Gahi Kamber…Öyle ya her aşığın bir ahı var.” diye başlanılan Ümit Kaftancıoğlu yani Garip TATAR ile başlamak istiyorum.

Kitaplardan korkan öğrencilerime okumayı sevdirmek için başaltında tuttuğum birkaç kitap vardır.Binlerce kitap okusalar da kitap kurtlarının zulasında barındırdığı , insanı okumaya yüreklendiren böyle birkaç kitap listesi bulunur mutlaka.Okumayla arası açılmış veya ders kitaplarının dışında pek kitap okumamış hemşerilerime “ Yahu hele bir başla, sırtında taş taşımayacaksın ya…” diyerek verdiğim ve kitap okunduktan sonra “Bu adamın başka kitapları var mı sende?” sorusuyla karşılaştığım zaman anlarım ki iş bitmiştir ve okumanın sabır isteyen aynı zamanda dünyalar bahşeden coğrafyasına bir insan daha girmiştir.Bu insani zenginleştirme denizine bir okur neferi daha çekip getiren güç sadece ve sadece “YELATAN” adlı romana aittir.Evet ‘Yelatan’ romanı okur yapmak için kancayı attığım hemşerilerime sunduğum favori bir romandır benim için.

Evet hemşerim. “Bu adamın” başka kitapları da var.Örneğin ‘TÜFEKLİLER’ adlı romanı var.Mardin’de öğretmenken yaşadıkları, Türkiye’nin o günkü sosyal ve siyasi yapısı, arkadaşlık, vefa, dostluk, anlayış, zeka, hoşgörü alttan alta anıların sıcak mendiline dürülerek verilir o romanda.Hele bir de TRT büyük ödüllü ‘Dönemeç’ adlı kitabı var ki alın bakın Kars öyküleri, Kars fıkraları nasıl olurmuş,görün o zaman.O kitaptaki bazı öyküler yukarıda adını andığım TRT programında canlandırılarak sunulmuştur dinleyenlere.Kitaba adını veren ‘Dönemeç’ adlı öykü Kaftancıoğlu’nun Cılavuz’a gidiş öyküsüdür.Ama yazıldıktan sonra yoksullukla boğuşan, tek ümidi okul ve okumak olan zeki tüm halk çocuklarının öyküsü olmuştur Dönemeç.

Hele ‘Ulgar’ adlı bir öykü var ki, her okuyuşumda ince bir ağlayışla kurtulabilmişimdir garibanlığımızın hançerli saldırısından.Sonra ‘Süpürge’ adlı öyküyle gülmüş, hayata tabi olmanın ince esprisiyle yeniden dönmüştüm gerçekliğe.Ya “Tek Atlı Tekin Olmaz” adlı masal kitabına ne dersiniz? Oradaki “Yedi Başlı Dev” adlı masalı idda ediyorum, dünya edebiyatında Kaftancıoğlu kadar başarılı anlatan ve anlatabilecek bir yazar çıkmamıştır hâlâ.Bu masalı öğrencilerime anlatmadan önce sıkı bir tembihte bulunurum hep: Uyumadan önce annenize söyleyin mutlaka prima bağlasın altınıza.Gece rüyanızda yatağa bir şeyler olursa sorumlusu ben değilim…Lütfen korkaklar bu masalı dinlemesin! Çocuklar önce şaka yaptığımı, onları anlatacağım masalı dinlemeye hazırladığımı yani pedagoji biliminin diliyle yazarsam motive ettiğimi sanırlar.Ama masal başlar başlamaz her göz güneşin batarken iyice büyüttüğü okyanus ve deniz yüzeyleri gibi ışıltıyla açılır.Başka zaman zil çaldığında hemen dışarı fırlamak isteyen çocuklar zilin sesini duymazlar bile.Masal biter bitmez ‘Öğretmenim,aklımızda kalanları hemen yazalım.Akşam gidip evde anlatalım.’ İstekleri de duyulmaya başlanır.Tek Atlı Tekin olmaz’daki masalları hâlâ çocuğuna okumamış hemşerilerime bu kitabı bulup mutlaka okumalarını,okutmalarını öneririm.Okuyup okuttukları zaman benim burada reklam yapmadığımı, insan yanımızı tamamlamak için bu masallara ne kadar da ihtiyacımız olduğunu da göreceklerdir.

Kaftancıoğlu’nun çocuk kitapları da çok okunuyor.Kendi öğrencilerimden gözlediğim kadarıyla edebiyatın damak tadından ve Türkçe’nin söz dağarcığından taviz vermeden yazan bir yazar Ümit Kaftancıoğlu.Çocuk kitaplarının adı bile başlı başına bir sevimlilik ve çekicilik taşır.Benim öğrencilerimin en çok okuduğu Dört Boynuzlu Koç, Şülgür Deresi ve Hızır Paşa olsa da; Kekeme Tavşan (1974) (Yeni Basım Yalın Ses Yayınları-2006), Çizmelerim Keçeden (1979), Altın Ekin (1979), Kan Kardeşim Doru Tay (1979), Çoban Geçmez (1980) (Yeni Basım Yalın Ses Yayınları-2006), Salih Bey (1981) adlı kitapları da çocuk edebiyatında vazgeçilemeyecek kitaplardandır.

Değerli hemşerilerim, yaşadığı toprağın değerlerini bilmeden yaşayan insan maalesef hâlâ emekleme devresindedir.İnsanın yürümeye başlaması ilk önce çocukluğunun geçtiği toprağa ayağını basmasıyla olmuştur.Unutmayalım ki o toprak taş ve çakıldan, ot ve çamurdan oluşmamıştır.O toprağı berekete hazırlayan, buğdayın lokması olan humusu besleyen o toprağın değerleridir.İşte ben bu yazıda o değerlerden birini halk dostu, büyük ve yiğit yazarımız Ümit Kaftancıoğlu’nun bazı eserlerini tanıtmaya çalıştım.Benim burada yaptığım ipin ucunu sizin elinize tutuşturmaktan başka bir şey değildir. Elinize sunulan bu ipin ucunda hazineler olduğunu unutmayın lütfen.

Vahdettin Yılmaz
[Only Registered Users Can See LinksClick Here To Register]
Eklenmiş Resmin önizlemesi
hemseri-kitapligi-umit-kaftancioglu-umit-kaftancioglu.jpgek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Ümit Kaftancıoğlu.jpg
Görüntüleme: 3
Büyüklüğü:  3,4 KB (Kilobyte)  
__________________
"bazı ölüler bize ne kadar yakındır ve bazı yaşayanlar bizim için ne kadar ölü..."

Konu Vahdettin Yılmaz tarafından (06-24-2009 Saat 10:03 PM ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Seçenekler
Stil


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
Hosting