vBulletin Tema Arşivi Sorunsuz Hosting
Gelişmiş Arama

Forum İmza Yazdıklarımız Pano Sanat Edebiyat Kars-Kağızman Facebook
 

Geri git   Kağızman Forumları, Kağızman, Kars Kültür & Sanat & Edebiyat kendi yazdıklarımız Hayata Kırık Not Veriyorum Vahdettin Yılmaz


reklam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-28-2009, 12:55 AM   #1
Süper Moderator
Vahdettin Yılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 2.357
Tecrübe Puanı: 6
Vahdettin Yılmaz Yakında ünlü olacaktır.
Mektup



Mektup





Köpek sesleri kulaklarındaki etkiyi kaybettiğinde ensesinin terlediğini de hissetti.Böyle bir şey kadınların başına gelse, takılır, iyice üstüne varırdı karşısındakinin. Ama korkmuştu işte.Var mıydı bunun imi cimi? Bütün bunları düşünecek, gecenin sessizliğine süzülen böcek seslerini dinleyecek hâlde değildi.Çoktandır koynunda bir mektup bekliyordu.Ay ışığında ve toprak bir yolda okuyacağına söz vermişti bir kere.Uzun gölgesinin heybetinden aldığı cesaretin coşkusuyla yürüyor, bir yandan da gözlerini kapatarak ay ışığında görmeye alıştırıyordu. Haziran ayının insan ruhunu kemale erdiren sadeliği, durgunluğu, sakinliği yüreğine bir yurtsuzluk, sebebi belli olmayan puslu bir özlem ve ayın solgun ışıklarıyla içine teptiği bir hüzün düşürüyordu. Bu mektup gömleğinin cebinde değil de neden koynundaydı? Kendisi için yola çıkmadan önce ilk sahibinin koynunu da ziyaret etti mi acaba? İşte burada dur! Eğer böyleyse okumaktan ne çıkar?.. İki cana dokunmasından daha önemli olabilir mi içinde yazılanlar?

Sözünü tutamamıştı Veysel. Köyün dışına itilmiş gibi karanlıktan korkarcasına kendisini bekleyen lojmanın kapısını usulcacık açtı.Işıkları yakmaya utanıyordu. Koynundaki mektup değil, Nergiz’di sanki. Nasıl böyle bir şey yapar, nasıl mektubu koynuna sokardı? Ya o da böyle bir şey yapmışsa? İş şirazesinden çıkmış, koynunda bir insanı taşımanın ağırlığına ve utangaçlığına dönüşmüştü. Hayır, elektriği yakamazdı? Nergiz, dedi. Atletsiz giydiği gömleğin altında vücudunun sağını solunu dolaşan mektuba. “Yemin ederim kötü bir niyetim yok. Eğilirken falan gömleğin cebinden düşerde, zaten yazışmamızın kokusunu almış, benimle dalga geçmeyi bekleyen arkadaşlarımın diline düşerim diye aldım bu tedbiri.” Bir anda köyün tek öğretmeni olup, lojmanda yalnız kalmasına sevindi. Mektubu koynunda taşıdığı bir sezilseydi, "Oğlum, böyle şeyleri kızlar yapar. Etek mi giyecen? diye alaya alıp dururdu arkadaşları. Ay ışığının cömertçe doluştuğu odada el yordamıyla temiz bir dosya kağıdı aramaya başladı. Sonra bir iki düğme daha açarak elini gömleğinden içeri soktu. Zarfa dokunduğunda koca bir gelecek aktı gözlerinin önünden. İncitmeden, zarifçe tutuyordu parmaklarının arasında. Nergiz’in bu kadar hafif olduğuna inanamıyordu. Yazı masasının üzerinde hazırladığı beyaz kağıdın üstüne koydu Nergiz’in mektubunu.Önüne birkaç kitap koyarak kendisini görmemesini sağlamaya çalıştı.Orada yazılanlar, içindeki merakı değil sevinci besliyordu. Mektubu okumadan uyumak, güzel rüyalarında yüreğine göre bir mektup okumak demekti.Gecenin derinliğinde bir kedinin çığlığı duyuldu.Ardından birkaç köpeğin uzun uzun havlaması. Ay, burnunun gölgesine gizlenmiş gibiydi Veysel’in.

Sabahın dirilten aydınlığına reyhan kokusu sürülmüşte, alel acele Veysel’in odasına gönderilmiş gibi içeriyi kuşatan temiz havaya fazla direnemeyerek uyandı.Akşamdan açtı. Şöyle iki kişilik, Nergiz’in ağzına layık bir kahvaltı hazırlamaya karar verdi. Kahvaltıda neyi sevdiğini bilmiyordu ya, kızların ekmeklerine tere yağı ve bal sürmekten hoşlandıklarını kendi kız kardeşlerinden tecrübe edinmişti.İyi de tandır ekmeğine nasıl olurdu bu? Hem sonra Nergiz tandır ekmeğini bilmezdi ki. Köpeklere karşı tek korunma silahı olan cilalı sopasını alarak köyün içine doğru yürüdü. Minibüsçünün evinde mutlaka fırın ekmeği olurdu.Gerçi tandır ekmeğini çok sevdiğini biliyorlardı ama bugünde böyle olsundu.Özledim derim, olur biter. Kapıyı çalıp ekmek sorduğunda “Hocam, misafirin mi var?” diye sordular.Ne desin di şimdi? Hayır dese, Nergiz’i inkar etmekten utanmayacak mıydı?Evet dese, "Neyindir, kimindir?" diye sormazlar mıydı? Başka köyden arkadaşım gelecek.Ona hazırlık yapıyorum, diyerek ekmeği aldı ve teşekkür ederek lojmanının yolunu tuttu.Bardaklar bulaşıktı ama şimdi onlarla uğraşacak zamanı yoktu. İçeride Nergiz kahvaltı bekliyordu.Önce çay için su koydu. İki bardak yıkadı.Onları bir kenara koyduktan sonra fareler ulaşamasın diye duvardaki çivilere astığı malzemelerin içinden peynir ve bal çıkardı.Çok az zeytin kalmıştı. Zararı yok. Kendisi yemezse Nergiz’e bol bol yeterdi. Çay suyu ısına dursun bir koşu odasına vardı. Masayı hazırlamak için mektubu başka bir yere koyması gerekiyordu. Ama nereye? Yatağını düzeltip üstüne koysa iyicene ayıp etmiş olacaktı.Kitaplığa koysa, kitap gibi davranmış olacaktı. En sevdiği sandalyeyi çekti, kılıfını değiştirerek minderi sandalyenin üstüne koydu. Mektubu sandalyenin üstüne yerleştirerek mutfağa yollandı.Çay için koyduğu su kaynıyordu.Çayı demledi. Ateşi kısarak hazırladıklarını masaya taşımaya başladı.Nergiz için bardak ve çatalda getirmişti. Karşısına oturdu.Fırın ekmeğini güzelce dilimledi.Çaydanlığı, dökülüp Nergiz’i yakmayacak bir yere yerleştirdi. Bardakları doldurdu.Tam “Kahvaltı benim en iyi anım, mektubu açayım mı?” diye düşünmeye başlamıştı ki lojmanın dış kapısı çalındı.Aman Allahım! Şimdi bu da yapılır mı?” diye bir yandan söylenirken, diğer yandan mektubu tekrar koynuna soktu. Aklında, şu iki kişilik kahvaltıya inandırıcı bir yalan dizme fikri dolaşırken kapıya koşturdu. Kapıyı açar açmaz “Biz geldik!” nidasıyla yakın köyün öğretmenleri Vefa’yla,Gülsüm daldılar içeri.Okumak için roman alacaklarmış. “Vay adım kitap kurduna çıkmaz olaydı.” diye içten içe sitem etti kendine Veysel. Kızlar odaya girdiklerinde masada iki kişilik kahvaltı görünce “Misafirin mi var?” diye sordular. “Hayır,ekmek almaya gidince samimi olduğum bir köylü kahvaltıya geleceğini söyledi de ona hazırladım.”dedi Veysel. Bir an, içinden “Şu mektup için zor durumlarda kalıyorum.” duygusu geçer gibi oldu.Yüreği çınladı.Utandı. Nergiz için her çileyi çekmeye hazırdı. Eften püften şeyler için yılgınlık duyulur muydu hiç?

Kahvaltı bitirilmiş, komşu köyün bayan öğretmenleri gitmişlerdi. “Bu güzelim kuşlukta artık zarfı açıp, görmeliyim Nergiz’in yüzünü.” diye kendince karar aldı Veysel. Zarfı dikkatlice açması gerekiyordu.Önce ağzından yapışkanı çözerek açmayı deneyecekti. Eğer olmazsa güneşe tutup mektuba zarar vermemek için uygun bir yerinden kesecekti zarfı. Ağzı özensiz yapıştırıldığı için hemen açıldı zarf. Mektup değil, küçük bir not kağıdının arasında Nergiz’in fotoğrafı vardı. Daha geçen mektubunda göndermişti fotoğrafını.Öyle peş peşe fotoğraf falan göndermezdi.Tatilde memleketinin güzel bir mekanında veya okulda arkadaşlarıyla gittiği gezilerde falan çektirdiği fotoğraflarından çok nadir bir tanesini gönderirdi. Bir korku boğazına doğru yürüyor, içinde bir şeyler eziliyor, bağırmasına rağmen çok yakınındakine sesini ulaştıramıyor gibi oluyordu Veysel.Gölgeli gözlerinin üzerinden eğreti geçen saçları şakaklarından başının arkasına gönderilmiş, yüzüne yayılmış ince ve vefalı bir gülümseme Nergiz’i adeta gözlerinin derinliğine bağlamıştı. Küçük not kağıdında Nergiz’in olmayan bir yazıyla “ kaybettik” evet, sadece bu kadar : “kaybettik” diye yazıyordu.

Lojmanın hemen yanından sakin ve duru akan dereye doğru yürüdü Veysel. İlerideki yamaçta iki kerkenez kuşu gagalarını birbirlerinin tüylerine daldırarak temizleniyorlardı. “Nergiiiz!..” diye bir anda feryadı bastı.Temizlenen kuşlar gürültülü bir kanat şakırtısıyla gökyüzüne yumuldular.Dizlerinin feri çekilmişti. Bir anda çimenlerin üstüne yığıldı.
Anam anam, dedi. Ağlayarak ekledi : Buralardan hiç turna geçmez mi anam? Geçmez mi turna !


Vahdettin Yılmaz
__________________
"bazı ölüler bize ne kadar yakındır ve bazı yaşayanlar bizim için ne kadar ölü..."

Konu Vahdettin Yılmaz tarafından (12-14-2009 Saat 05:27 PM ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 06-29-2009, 10:52 AM   #2
Süper Moderator
gülhayat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Bursa
Yaş: 25
Mesajlar: 3.051
Tecrübe Puanı: 7
gülhayat Yakında ünlü olacaktır.
Cevap: Mektup

Vahdettin öğretmenim ellerinize yüreğinize sağlık...
Hüzünlü bir aşk öyküsü olmuş.
__________________
Alın bu KASAPOĞLU'ndan nasihatın bendini,İnsan oğlu çiğ süt emmiş bilmek olmaz fendini,Her kime eylik edersen ondan sakın kendini,Çünkü işler fitne olmuş doğru insan bin de bir...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
Hosting